Derya Kahraman ile Erasmus Röportajı [Senin Yurt Dışı Hikayen]

Merhabalar arkadaşlar, bu yazımda sizlere yurt dışı hikayelerinizi anlatma fırsatı bulacağınız bir yazı serisi hazırlamak istedim. Bu seriyi hem gitmeden önce o deneyimi okumak, insanların nasıl deneyimler kazandığından haberdar olmak isteyenler, hem de kendi deneyimini başkasında gözlemlemek, aynı fırsatlar ile onların neler yaptıklarını öğrenmek isteyenler için hazırladım.

İlk konuğum, yakın zamanda Erasmus yapma fırsatı yakalayan, yurt dışındayken Covid19 ile karşılaşan ve güncel bir konuda bizlere kendi hikayesini anlatmak isteyen Derya. Öncelikle kendisine bizlere bu fırsatı tanıdığı ve bizleri süreç hakkında bilgilendirdiği için çok teşekkür ederim.

Bu yazıyı okurken AGH/ESC programı, programın sağladığı fırsatlar ve nasıl başvurulacağı hakkında detaylı bilgi edinmek isterseniz sizler için hazırladığımız Avrupa Gönüllü Hizmeti’ne nasıl başvurulur? , AGH’nin size sunduğu fırsatlar nelerdir? , 10 Adımda Motivasyon mektubu nasıl yazılır  ve 13 adımda Europass CV hazırlama teknikleri konularında ki yazılarımı da okumanızı tavsiye ederim.

Bu arada bu yazıyı okuyorsanız muhtemelen yurt dışı eğitim, iş veya gönüllülük hizmetleri hakkında bilgi almak istiyorsunuzdur. Sizler için hazırladığımız 10 Adımda Motivasyon mektubu nasıl yazılır  ve 13 adımda Europass CV hazırlama teknikleri konularında ki yazılarımızı da okumanı tavsiye ederim.

Ayrıca ücretsiz olarak instagram hesabımdan, facebook hesabımdan veya mektup@iamnotasupergirl.com üzerinden program başvurularında sizlere yardımcı olmak için oluşturduğum danışmanlık hizmetinden faydalanabilirsiniz.

Evet hazırsanız ilk soru ile başlıyorum. Keyifli okumalar.

Selam Derya, hoş geldin, seni tanımayanlar için kendini biraz tanıtabilir misin?

Hoş bulduk merhaba. 1998 İzmir doğumluyum. Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği 3. Sınıf öğrencisiyim. Aynı zamanda 5 yıldır öğrenciliğimin yanı sıra çeşitli kafelerde çalışıyorum. Özellikle son dönem ismini çok kez duyduğumuz “nitelikli kahve” yapmak ve içmek büyük keyif aldığım şeylerden birisi. 8 yaşımdan beri voleybol oynuyorum, uzun yıllar amatör takımlarda oynadım şuan zaman buldukça üniversitede mühendislik fakültesi takımında hobi olarak oynamaya devam ediyorum.

İlk öğrenimimi Özel Deniz kolejinde, daha sonra liseyi İzmir Kız Lisesi Almanca bölümünde tamamladım. Üniversite sınavının olduğu sene kendimi biraz derslerden soyutladım sonucunda gıda mühendisliğini kazandım. Başta üzüldüm ama sonra bölümü tanıdıkça iyi ki bu bölümdeyim dedim. Şuan mesleğimi çok seviyorum.

 

Erasmus yapma planın nasıl oluştu?

Aslında benim Erasmus yapma gibi planım yoktu programla ilgili herkes kadar bilgim vardı. Birçok arkadaşımın gitmek için büyük heyecanla başvuru yaptığını görünce ben de bir şansımı denemek istedim. Sadece bizim fakülteden 150’ye yakın başvuru yapılmıştı, ve bunlardan 10 kişi gönderilecekti. 10 çok iyi bir sayı bazı fakültelerde 1 belki 2 kişi gönderiliyor. Benim İngilizce temelim ilkokulda iyi atılmıştı fakat lisede Almanca okuduğum için İngilizceye biraz uzaklaştım bu biraz da benim önceliklerimden kaynaklanıyor olabilir. Üniversitede hazırlık okudum fakat beklediğim gibi değildi çok temelden anlatılmaya başlandı ve öğretilmeye çalışılan her şeyi zaten biliyordum yarım dönemde tamamladım.Bu sebeple hazırlık okunmasını çok gerekli görmüyorum.

Konudan çok dağılmadan ilk aşamada yazılı bir sınava girdim A1-B2 seviyesinde biraz gramer ağırlıklı kolaydan ortaya doğru bir sınavdı. Bu başvurunun ilk aşaması 60 ve üstü alan öğrenciler ikinci sınava hak kazanıyor. Ben 80 alıp mülakata girmeye hak kazandım.İkinci aşama olan mülakatımın olduğu gün aynı zamanda bir sosyal sorumluluk projem vardı son sıralardaydım ön sıralarda almazlarsa mülakata girmekten vazgeçiyordum bölüm başkanımız bana yardımcı oldu ve ön sıralara alındım. 4 tane bölüm hocası bir tane hazırlıktan getirilen akademisyen vardı kendini tanıtma “Erasmus beklentilerin neler?”, “neden Polonya gitmek istiyorsun?”, “Erasmusun iş hayatına etkileri neler olabilir?” gibi birtakım temel sorular soruldu. Bunları cevaplarken gerçekçi olmaya özen gösterdim. Gezmek, farklı kültürleri öğrenmek, dilimi geliştirmek, arkadaş edinmek için Erasmus’a gitmek istediğimi Polonya tercih etmemin sebebinin ise konomik olarak beni çok zorlamayacak olmasını söyledim. Mülakatın, yazılı sınavın, ve not ortalamasının belirli yüzdelerle ortalaması alınarak asil şekilde kazandım.

 

Erasmusu kazandıktan sonraki başvuru ve vize süreci nasıldı, yaşadığın zorluklar nelerdi?

Erasmusu kazanmaktan çok sonrasındaki süreç beni yordu diyebilirim. Mayıs ayında kazandığımı öğrendim. Kazandıktan sonraki ilk iş kendi bölüm Erasmus koordinatörüme gidip karşı kuruma kazandığımı gösteren “Nomination” maili atmasını istedim. Uluslararası ilişkiler Erasmus koordinatörüme dosya açtırdım. Bunlar 1 hafta içinde tamamlandı. Daha sonra Kasım ayında karşı kurumla kendi bölümündeki ders eşitliğini sağladığım “Learning Agreement” belgemi hazırlayıp imzalatıp karşı kuruma gönderdim. Bu belgeyi bana atmaları 3 aylarını aldı. Maillerime cevap alamıyordum. Kabul mektubu olmadan hibe teyit yazısı ve vize başvurusu yapamıyordum ama karşı kurum ısrarla çok geç gönderdi. Birçok mail attım, cevap alamayınca gideceğim üniversitede bazı yüksek lisans öğrencilerine ulaştım ve koordinatöre gidip durumu anlatmalarını rica ettim. Sonunda kabul mektubum elime ulaştı. “Learning agreement” belgemi değiştirmemi istediler ama sonra ben ve bölüm hocam biraz uğraştan sonra bunun mümkün olmadığına ikna ettik ve onaylattık. Bu süreçte bir çok insan gibi ben de çokça kez ümitsizliğe kapıldım ama sonunda her şey yolunda gitti. 19 şubata uçak biletimi aldım ve vize işlemleri için gerekli evrakları toplamaya başladım. 27 Ocak tarihine vize başvuru randevusu aldım. Öğrenci sağlık seyahat sigortası, pasaport, ulusal vize başvuru formu, bankadan hesap dökümü, hibe teyit yazısı, kabul mektubu, yurt konaklama formum, biometrik fotoğraf olmak üzere bütün belgelerim hazırdı. Vizem uçak biletimden 2 gün önce elime ulaştı. Bu kısım da biraz stresliydi çıkıp çıkmayacağı kesin değildi. Hatta bir arkadaşım benle aynı süreçten geçti ama 2 kez uçak bileti yandı ve benden 3 hafta sonra gelebildi. Size tavsiyem karşı kuruma vize sürecinin uzun bir süreç olduğunu bol bol hatırlatmanız. Süreç bu şekilde stresliydi, fakat oraya gidince bunların hepsini unutuyorsunuz merak etmeyin.

 

Erasmus öncesinde beklentilerin ve sonrasında yaşadıkların nelerdi?

Beklentilerimi aşağıda tutmaya özen gösterdim sadece bazı korkularım vardı. Yurdumun durumu, arkadaş edinebilecek miyim, gezip görmek istediğim yerlere gidebilecek miyim, dersleri verebilecek miyim, çok fazla Türk olacak mı gibi. Gittikten sonra bu korkularımın çok yersiz olduğunu anladım. Yaklaşık 15 saatlik yolculuğun sonunda yurduma vardım ve gider gitmez arkadaş edinmeye başladım. Çok sıcak karşılandım o yorgunluğa rağmen ilk günden uzunca muhabbet ettik. Toplam 30 kişiydik bunların 7 tanesi Türktü. Daha sonra odama geçtim evet odam beklediğimden kötüydü. Hem temizlik hem konfor açısından yetersizdi, sadece üç kişilik odada tek başıma kalacak olmam beni sevindirmişti. İlk 1 hafta her yerim tutuldu fakat sonrasında o kadar alıştım ki odama, yurduma, yatağıma evim gibi benimsedim. Her gezi dönüşünde yurda girince kendimi çok mutlu hissediyordum.

 

Polonya’da hangi şehirde yaşadın? Oradaki yaşam koşulların nasıldı?

Polonya’nın Poznan şehrinde yaşadım. Yaşadığım şehir Berlin’e otobüsle 3 saatlik mesafede. Benim bahar döneminde gitmemin en büyük sebebi soğuk havalarla hiç iyi anlaşamamdan dolayıydı. 19 Şubat’ta gittim hava başlarda hep sıfırın altındaydı ama abartıldığı kadar üşüdüğümü hiç hatırlamıyorum. Hatta gitmeden yanıma termal içlik almıştım ama hiç giyilmeden geri geldiler. Sonra sonra hava 17 derecelere kadar çıktı. Geçelim insanlarına söylendiği gibi hatta belki de daha fazlasıyla soğuklardı. Öğretmenlerim ve eczacılar hariç İngilizce de ki en basit kelimeleri bile bilmeyen çok insan vardı. Genelde google çeviri veya beden dili ile anlaştık. Birebir çeviri yapılmadıkça söylenen şeyi anlayamadıklarını gördüm. Genel olarak milliyetçi bir toplum. Türk olduğum için birebir hiç ırkçılık olayı yaşamadım hatta bana iyi davrandıklarını söyleyebilirim fakat genelde özellikle erkeklerde bazı kavgalar sözlü aşağılamalar yaşadıklarını duydum.Neredeyse her gün yağmur yağıyordu ve her yer yeşillikti.

Yurduma çok kısa mesafede 2 tane orman vardı ve havası gerçekten çok temizdi. Yerde hiç çöp yoktu. Trafik kurallarına herkes son derece uyuyor ve sabırla yayaların geçmelerini bekliyorlar bu çok hoşuma gitmişti. Son olarak yemeklerinden bahsetmek gerekirse yemek kültürlerini pek beğendiğim söyleyenemez her ne kadar 1 ayda 6 kilo almış olsam da  Pierogi denen mantıyla neredeyse aynı ve Zapiekanka denen ekmek üstü pizza malzemeleri dışında çok fazla kültürel yemekleri yok denebilir. Domuz eti çok ucuz ve genelde çok tercih ediliyor. Kokusu pek hoşuma gitmediğinden dolayı mümkün oldukça yememeye çalıştım. Bunların dışında alkol çok ucuz. Bira koladan ve hatta gece kulüplerinde sudan daha ucuz. Zaten Polonya dendiğinde akla gelen ilk şey votka olabilir yüzlerce farklı meyveli votkaları var neredeyse her gün tüketiliyor ve ben gerçekten çok beğenmiştim. Giyim, kozmetik, hijyen malzemeleri vb. Türkiye ile aynı denebilir. Etler dediğim gibi ucuz fakat sebze meyve biraz pahalıydı.

Erasmus yapmayı düşünenlere tavsiye eder misin?

Kesinlikle “EVET”. Ben bir ay kalabildim sadece ama hiçbir zaman unutamayacağım anılar, müthiş dostluklar edindim. Öncelikle benim gibi ilk kez ailesinden ayrı yaşayanlar varsa kendinizi tanımanız için çok güzel bir fırsat. Bolca pratik yaparak dilinizi geliştirmek gezmek görmek öğrenmek, paranızın hesabını yapmayı öğrenmek, okul sonrası bağlantılarını geliştirebilmek, farklı kültür ve gelenekleri deneyebilmek için kesinlikle başvurmanızı tavsiye ederim.

 

Gelelim son günlerin en önemli konusuna. Sen bu karantina sürecini yurt dışında birebir yaşayan insanlardansın. Yurt dışında senin bulunduğun bölgede neler hissedildi? Ne gibi önlemler alındı?

Polonya’daki ilk vaka benim kaldığım şehir olan Poznan’da ben oraya gittikten yaklaşık 20 gün sonra çıktı. Vaka çıktıktan birkaç gün sonra okullar kapandı, gece kulüpleri, spor salonları, eğlence yerleri, alışveriş merkezleri kapatıldı. Polonya önlemleri hızlıca aldı diyebiliriz. Yurda girerken ellerimizi yıkamadan anahtarlarımızı alamıyorduk sürekli kameralardan izleniyorduk en ufak toplu bir faaliyetimizde hemen bizim olduğumuz kata gelip sertçe uyarılıyorduk yani anlayacağınız kurallar katıydı ve gittikçe sıkıcı bir hal almaya başlamıştı. En fazla yapabildiğimiz şey yürüyüş ve alışverişti. Bolca yemek hazırlayıp gizli gizli birinin odasını toplanıp sessizce yemek yiyorduk. İlk başlardaki eğlencemizden eser yoktu zaten yurtta çok az insan kalmıştı. Portekiz, Fransa ve Almanya’dan gelen arkadaşlarımızın bazısı temelli bazısı eşyalarının bir kısmını bırakarak ülkelerine döndüler ama Polonya ve diğer ülkeler hızla sınırlarını kapatmasından dolayı geri dönmelerinin pek mümkün olacağını düşünmüyorum. Çok yakın bir arkadaşım da bulunduğu bizim yurdumuza çok kısa mesafede olan yurtta Corona virüsü vakası görülmüştü yurt 14 gün karantina altına alındı yemek ihtiyaçlarını bile sadece online şekilde karşılayabiliyorlardı. Bunun dışında bazı şehirlerdeki yurtları Türkiye’de de olduğu gibi boşaltıp hasta insanları koydukları bir yer haline getirmişler. Böyle bir durumun benim yurdumda da olabilecek olması düşüncesi, eğer yurtta arkadaşlarımızdan herhangi birine virüs bulaşırsa hepimizin tehlike altında olacak olması, bulaşması durumunda hastanede iyi şartlarda bakılır mıyız endişesi vardı. Bu gibi sebeplerden dolayı biz bütün Türkler dönme kararı aldık. Başta birçok ülkeden gelen Erasmus öğrencisi varken şuan sadece İtalyan ve İspanyollar kaldı. Onlar da kendi ülkelerindeki durumun iyiye gittiği ve sınırların açıldığı ilk fırsatta dönmeyi bekliyorlar.

 

Yurda döndükten sonraki 14 günlük karantina sürecini biraz anlatır mısın?

Daha önce bahsettiğim sebeplerden dolayı Dış İşleri Bakanlığı’ndan gelen mesajla beraber sınırları kapalı olan ülkelerdeki öğrencileri getirme kararı doğrultusunda konsoloslukla görüştük. Dönmek istediğimizi anlatan bazı formlar doldurduk ve ertesi gün bize uçağın kalkacağı söylendi. Apar topar hazırlandık ve ertesi gün sabah başkent Varşova’ya yola çıktık. Türk hava yolları tarafından 600 kişilik uçak tahsis edilmişti. Uçak parası 200 € yu kendimiz verdik fakat yüksek ihtimal geri ödeneceği söylendi. Yolculuğa başladık ve İstanbul Havalimanına iniş yaptık. Hemen sonrasında termal kameralarla beraber sağlıkçılar uçağa geldi. Uçağı inmesine yakın üstümü giymemden kaynaklı olsa gerek kamera bana gelince sinyal vermeye başladı sonra biraz daha detaylı incelediler ve sorun olmadığı anlaşıldı pasaportlarımız toplandı, bazı belgelerimizi imzaladık ve uçaktan indik. Çok fazla polis ve sağlık görevlisi vardı.

Uçaktan iner inmez bavullarımız bizi bekliyordu. Bavulları aldık ve otobüslere bindirildik Sakarya’ya gittiğimizi o sırada öğrendik. Hepimiz zaten uzun saatler yorgun uykusuz ve açtık. Otobüsler çok rahat değildi ve bir gün boyunca maske ile beraber zor bir yolculuğu atlatıp sonunda saat sabah 8 gibi Sakarya’daki karantina yurdumuza varmıştık. Otobüsler tek tek boşaltıldı ve iki aşamalı sağlık kontrolünden geçtik sonra oda numaralarımız söylendi ve odama doğru yola koyuldum. Odalar dört kişilikti herkes tek kalıyordu. Kahvaltı, su, kettle, çay,  şampuan, havlu, terlik, temiz çarşaf ,diş fırçası sabun gibi temel ihtiyaçlarımızın hepsi vardı. Kahvaltımı yapıp duşa girip uyudum sadece 2 saat geçmişti ama odaya kontrol amaçlı gelip uyandırdılar. Oda bizden önce aniden boşaltıldığı için çok fazla temiz denemezdi Polonya’da ki yurttan çok daha temiz ve konforluydu tabiki. Zaten ertesi gün vileda çamaşır suyu dezenfektan kolonya gibi temizlik malzemeleri de verildi kendimiz temizledik. Günde 3 öğün yemeğimiz geliyordu, hepsi genel olarak lezzetliydi. İlk birkaç günden sonra pencerelere çıkmaya başladık ve ilk başta günde 1 saatken sonrasında neredeyse bütün günümüz pencerede muhabbet ederek, şarkılar söyleyerek, isim şehir hayvan, sessiz sinema gibi oyunlar oynayarak geçirdik. Bu hepimize çok iyi geldi. Aynı zamanda hareketsiz kalmayalım diye pilates seti ve kitaplar verdiler. İsteyen dışarıdan sadece market olmak kaydıyla sipariş verebiliyordu. Odalardan çıkmak, bir odadan diğerine eşya alışverişi gibi şeyler kesin suretle yasaktı. 14 gün beklediğimin çok üstünde bir sabırla geçirmiş oldum. Şehirler arası yasak olmasından dolayı aileler almaya gelemedi her şehre otobüsler tahsis edildi ve valilikten izinlerimiz alındı. Sonunda karantinamız günler sonra ilk kez dışarıda olmak çok garip hissettirdi. Askerlik yapmışız da bitmiş gibiydi. Kimsede virüs belirtisi olmaması da bizi mutlu eden diğer bir sebepti. Test yapılmasını beklemiştik ama geldiğimiz ülkenin şuan için çok tehlikeli görülmediği ve kimse de belirti olmadığı için testleri yapmamayı uygun gördüklerini söylediler. Buradan bütün çalışanlara bizle özenle ilgilendikleri için bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.

Peki süreç bittikten sonra evine döndüğünde neler hissettin? Bundan sonraki planların neler?

Büyük şanssızlıkların olduğu bir dönemdi. Değişik bir tecrübe… Erasmusu bitirmek arkadaşlarından ayrılmak beni üzse de bir ayda bile kendimi geliştirmiş olmanın özgüveniyle bu süreci biraz daha katlanabilir hale getirdim. Karantinada geçirdiğim 14 gün boyunca aslında bize sıradan gelen yürümek gibi, yediklerimizi israf etmemek gibi bazı şeylerin kıymetini anladım. Ailem, beni otobüs garından aldı, birbirimizi ne kadar özlemiş de olsak sarılamadık bile. Ne kadar üzücü de olsa sağlığımızdan daha önemli bir şey yok. Bu virüs sürecini bir an önce atlatıp şu an görüşemediğim akrabalarım ve arkadaşlarımla özlem gidermek için sabırsızlanıyorum. Yurt dışı fikri artık her zaman benle. Mağduriyetimizi farkındalar tekrar Erasmus yapma şansı vermelerini umuyorum vermeseler bile bundan sonraki planlarımı yurt dışında okumak yaşama ağırlıklı kurmayı düşünüyorum. Bunun için elimden geleni yapacağım.

 

Bu yazıyı okuyanlara ne tavsiye etmek istersin?

Eğer üniversite öğrencisiyseniz Erasmus programı denemeniz gereken daha önceki sorularda da bahsettiğim gibi sizi çokça yönden geliştiren ve ileriki çalışma hayatınızda sizi bir tık öne geçirmeyi sağlayacak güzel bir program. Mutlaka şansınızı deneyin gitmeden önce yaşayacağınız stresli dönem herkesin başından geçti fakat oraya gidince her şeyi unutuyorsunuz ve keyifli bir dönem sizi bekliyor. Bunun dışında şu anki süreç için vereceğim tavsiye sevdikleriniz ve kendinizin sağlığı için kişisel temizliğinize özen gösterin, bol bol ellerinizi yıkayın ve zaruri durumlar olmadıkça LÜTFEN EVDE KALIN

 

Peki konuşmanın sonuna geldiğimizde hayatında sana ilham veren bir sözü paylaşır mısın?

Sanırım en zor soru bu oldu. Elbette şuana kadar bana ilham veren, beni motive eden çok söz olmuştur. Aslan kralı izleyenler bilirler “Hakuna Matata” kısacık bir söz ama anlam dolu. Her üzüldüğümde aklıma gelir. Üzülme sakın, her şey hayatta, her şeyin çözümü var, sen yaşamın güzelliklerini görmeye bak. YAŞA.

 

 

Written By

notasupergirl

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir