Esin Merdan ile Avrupa Gönüllü Hizmeti Röportajı [Senin Yurt Dışı Hikayen]

Merhaba arkadaşlar, Yurt dışı hikayelerinizi anlatma fırsatı bulduğunuz ‘’Senin Yurt dışı Hikayen’’ isimli yazı serimize tekrar hoş geldiniz. Bu seriyi hem gitmeden önce o deneyimi okumak, insanların nasıl deneyimler kazandığından haberdar olmak isteyenler, hem de kendi deneyimini başkasında gözlemlemek, aynı fırsatlar ile onların neler yaptıklarını öğrenmek isteyenler için hazırladım. Merak edenler önceki röportajlarımıza buraya tıklayarak ulaşabilirler.

Senin Yurt dışı Hikayen serimizdeki üçüncü konuğum, 17 yaşından beri yurt dışında çeşitli projelerle bulunan, 16 Avrupa ülkesi gezmiş, Viyana’da 6 ay boyunca uzun dönem Avrupa Gönüllü Hizmeti (AGH) yeni adıyla ESC yapma fırsatı yakalayan, Esin. Kendisi Serebral Palsi hastalığı nedeniyle doğuştan ortopedik engelli ve bizlere bu projelerin engel tanımadığı, her birimize bu fırsatları sunduğu ile ilgili tecrübelerinden bahsederek bu tür programlara katılmak isteyen arkadaşlara sürecin nasıl işlediğini ve birçok korkusunun üstesinden nasıl geldiğini anlattı. Fiziksel engeller bu projelere katılmak için bir engel değil, yeter ki sizler katılmak isteyin.

Öncelikle kendisine bizlere bu fırsatı tanıdığı ve deneyimlerini bizlerle paylaştığı için çok teşekkür ederim.

Bu arada bu yazıyı okurken AGH/ESC programı, programın sağladığı fırsatlar ve nasıl başvurulacağı hakkında detaylı bilgi edinmek isterseniz sizler için hazırladığımız Avrupa Gönüllü Hizmeti’ne nasıl başvurulur? , AGH’nin size sunduğu fırsatlar nelerdir? , 10 Adımda Motivasyon mektubu nasıl yazılır  ve 13 adımda Europass CV hazırlama teknikleri konularında ki yazılarımı da okumanızı tavsiye ederim.

Ayrıca ücretsiz olarak instagram hesabımdan, facebook hesabımdan veya mektup@iamnotasupergirl.com üzerinden program başvurularında sizlere yardımcı olmak için oluşturduğum danışmanlık hizmetinden faydalanabilirsiniz.

Yazının sonunda, bu röportajı yapmak için Esin ile karşılaşmamızın ne kadar güzel bir tesadüf olduğunu ve kafasında soru işaretleri olan, bu konuda tedirginlikler yaşayan birçok engelli arkadaşımıza ne kadar güzel bir örnek olacağını fark ettim. Röportajı değerli kılan benim sorularım değil, Esin’in verdiği cevaplar ve değindiği noktalar oldu. Sizlerin de Esin’e sormak istediğiniz başka sorular varsa, sorularınızı yorum kısmına yazabilirsiniz. Bu röportajdan fazlasını merak edenler için Esin’in Pi Gençlik Derneği’nin sitesinde paylaştığı deneyim yazısı ve video röportajının linklerini de buraya bırakıyorum. Deneyim yazısı  & Video

Umarım sizler de okurken keyif alırsınız ve röportajımız sizler için faydalı olur.

Buyrun başlayalım.

 

Selam Esin, hoş geldin. Seni tanımayanlar için bizlere biraz kendinden bahsedebilir misin?

Merhaba! Ben Esin, 25 yaşındayım. 15 Aralık 1994’te İzmir’de doğdum. Serebral Palsi nedeniyle doğuştan ortopedik engelliyim, bacak kaslarım güçsüz. Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Yabancı dil ve kültürlere merakım var. Seyahat edip farklı yerler görmeyi ve bu kültürleri daha yakından tanımayı çok seviyorum. Bu nedenle 17 yaşından beri çeşitli projeler kapsamında (Comenius, Erasmus, gençlik değişimleri ve AGH) toplam 16 Avrupa ülkesine gittim. Şu anda ise İngilizce öğretmeni olarak görev yapıyorum.

 

Avrupa Gönüllü Hizmeti Programı’ndan nasıl bilgin oldu ve bu programa katılma fikrin nasıl ortaya çıktı?

Programı üniversite arkadaşımdan duydum. Kendisi bana okulu 1 yıl dondurup Fransa’daki bir kreşte gönüllü olduğunu anlattı. Programdan çok memnun olduğunu ve kendini çok geliştirdiğini anlatınca ona hayran kaldım. Tamamen farklı bir ülke ve kültür içerisinde yaşayıp gönüllü olma fikri de çok hoşuma gitti. Bu nedenle ben de (mezun olduktan sonra) katılmaya karar verdim.

 

AGH’ye başvuru ve vize süreci nasıldı, bu süreçte herhangi bir zorluk ile karşılaştın mı?

Proje bulmakta zorlandım çünkü fiziksel engelli katılımcı isteyen ve şartları buna uygun olan bir projeye ihtiyacım vardı. İnternet gruplarında kendimi tanıtıp durumumu açıklayarak yardım istediğimde gönüllü olduğum projeye yönlendirildim. Kabul aldıktan sonra projenin Avusturya Ulusal Ajansı tarafından onaylanmasını bekledim. Bu süreç 3-4 ay sürdü ve cevap alamayınca kendimi umutsuz hissettim. Hatta çevremdekiler projeden vazgeçip bir an önce işe girmem konusunda ısrar ettiler. Projenin onaylandığını duyunca çok mutlu olmuştum. Vize sürecim ise evrakların gümrüğe takılıp gecikmesi ve vize başvurumun bayram haftasıyla çakışması yüzünden oldukça stresli geçti. Projeye birkaç gün geç gitmek zorunda kaldım. Ama yine olsa yine yapardım hem de hiç düşünmeden.

AGH öncesinde ne gibi beklentilerin vardı ve bu program beklentilerini karşıladı mı?

Bana uygun bir çevrede yaşamak ve arkadaş edinebilmek gibi beklentilerim vardı. Hepsi ve daha fazlası gerçek oldu. Projeye seçildiğimde bu kadar mutlu olacağımı tahmin edemezdim.

 

Avusturya’da hangi şehirde yaşadın? Oradaki yaşam koşulların nasıldı?

Viyana’da 6 ay yaşadım. Orada çok kapsamlı bir öğrenci yurdunda kalıyordum. Kullandığım oda ve banyo engelli bireylerin kullanımına tamamen uygundu. Hareket alanları çok genişti ve banyoda tutunabileceğim demirler mevcuttu. Ayrıca yurdun 2 asansörü, spor salonu ve müzik severler için enstrüman pratik odası bile vardı. Yurt binasının çevresinde olan market ve tramvay hatları sayesinde ulaşımım da çok kolaydı. İhtiyaç duyduğum durumlarda (derneğe gidip gelme, alışveriş yapma, vb) bana eşlik eden kişisel asistanım da vardı. Bütün yaşam koşullarım ve faaliyetlerim ihtiyaçlarıma uygun olacak şekilde planlanmıştı. En güzel tarafı da oradaki ekibimle ve gönüllülerle arkadaş olabilmemdi bence.

Proje konusu ve ülke/şehir seçimi sence önemli mi? Programa katılmak isteyenlere başvurularında bunlara dikkat etmelerini önerir misin?

Kesinlikle çok önemli. Proje konusunu ve tanımını, istenen faaliyetleri ve kendi beklentilerinizi çok dikkatli değerlendirmeniz gerekiyor. Çünkü sevmediğiniz bir konuda veya istemediğiniz şartlarda gönüllü olmaya kalkarsanız bundan verim alamaz ve mutsuz bir gönüllülük dönemi geçirirsiniz. Şehir ve ülke seçimi de yaşam şartlarını değerlendirebilmek açısından büyük önem taşıyor. Bu konudaki tavsiyem eğer varsa başvurmak istediğiniz projenin önceki gönüllülerini veya benzer koşullarda gönüllü olmuş kişileri bulup onlardan bilgi almanız. Ben projeme seçildiğimde bir önceki gönüllü benim mentorum olmuştu ve sorularımı cevaplayıp şehirdeki yaşam koşullarına hazırlıklı olmamı sağlamıştı.

 

AGH yapmayı düşünenlere bu programı tavsiye eder misin?

Mutlaka tavsiye ediyorum çünkü bu program hem farklı bir ülke ve kültür içerisinde yaşama imkanı sağlıyor hem de gönüllü olmanın size ve çevrenize nasıl etki ettiğini öğreniyorsunuz. Ayrıca proje sonunda verilen Youthpass ilerde yapacağınız iş ve eğitim gibi başvurularda CV’ye ekleyebileceğiniz bir belge.

 

Şimdi ise sana bu programlara katılmak isteyen birçok kişinin aklındaki sorulardan bir tanesini sormak istiyorum. AGH süresince program kapsamında gönüllülere ödenen cep harçlığı ve yemek ücreti orada hayatını idame ettirmene yetiyor muydu?

Bildiğim kadarıyla gönüllülere ödenen paranın miktarı gidilen ülkeye ve şehre göre değişebiliyor. Viyana için söyleyecek olursam yemek, cep harçlığı ve aylık toplu taşıma biletim için 425 Euro alıyordum. Kaldığım yurdun kirasını ev sahibi kurum ödediği için benim bir şey ödemem gerekmedi. Aldığım bu parayla marketten alışveriş yapıp rahat geçinebiliyordum. Hatta cep harçlıklarımın bir kısmını biriktirip son ayımda kendime ufak bir bilgisayar bile aldım.

 

Seni projen boyunca en çok mutlu eden şey neydi?

Bu proje sayesinde hayal ettiğim hayatı yaşama şansım oldu. Erişilebilir bir çevrede, düşme korkusu yaşamadan dolaştım. Dünyanın dört bir yanından arkadaşlarım oldu. Dileklerimin beklenmedik anlarda gerçekleşebildiğini gördüm. Örneğin ben rock ve metal müzik dinlemeyi çok severim. En sevdiğim gruplardan biri olan Metallica’nın konserine birkaç gün kala internetten ucuz bilet bulup asistanımla beraber gidebilmiştim. Başka bir dileğim ise tiyatroda yer alabilmekti. Yazın gözlemlemeye gittiğim çalışma kamplarının bir tanesi tiyatro oyunu yapıp sahnelemekle ilgiliydi. Ev sahibi kuruluştan ve kamp eğitmenlerinden izin alarak ben de onlara katıldım. Hep beraber sınırlar temasıyla ilgili bir oyun yaptık. Gösterimizin olduğu akşamı daha dünmüş gibi hatırlıyorum. Böyle anıların bana verdiği mutluluk paha biçilemez.

 

Projen boyunca ev sahibi kuruluş ve gönderici kuruluşun sana ne gibi destekleri oldu?

Gönderici kuruluşum olan Pi Gençlik Derneği sürecin başından sonuna dek bana hep destek oldu. Evrak işlemlerimin zamanında yetişmesi, başvuru aşamaları gibi konularda sürekli iletişim halindeydik. Ön ziyarete ve projeye rahatlıkla gidip gelebilmem için dernekten iki arkadaşım bana eşlik etti. 25-28 Şubat 2019 tarihleri arasında Viyana’ya yaptığımız ön ziyarette ev sahibi kuruluş bize şehri tanıtıp çalışacağım dernek ofisini ve kalacağım yurdu tanıttı. Ofis ve yurdun bana daha uygun olabilmesi için bazı düzenlemeler yaptı (dönen sandalye yerine sabit sandalye yerleştirmek gibi). Hatta kişisel asistan talebinde bulunmak için ilgili birime başvurmamı da sağladı. Dernekteki diğer gönüllüler ve mentorumla da tanıştık. Ön ziyarete katılmak yapacağım faaliyetleri öğrenip yaşayacağım çevreyi görmem açısından çok önemliydi. Proje esnasında da düzenli olarak hem ev sahibi kuruluşa hem de gönderici kuruluşa rapor ve blog yazısı yazıp bilgi veriyordum. En az ayda bir kez bana projeden memnun olup olmadığımı soruyorlardı. Genel olarak çok memnundum ve harika bir dönem geçirdim, ama daha sosyal faaliyetlerde yer almak istediğimi belirtince sonraki aktivitelerim ona göre düzenlendi. Mesela ev sahibi kuruluş yaz dönemlerinde uluslararası çalışma kampları organize ediyordu. Bu faaliyetleri daha yakından görüp öğrenmek istediğim için gözlemlemeye gittim ve blog yazıları yazdım. Daha sonra Ulusal Ajans eğitimleri, gönüllülük fuarları gibi faaliyetlere de katıldım. Hatta fuarların bir tanesinde (ofis arkadaşlarımın da yardımıyla) Almanca olarak sunum ve konuşma yaptım.

 

Projen sonrasında hayatında neler değişti? İş bulma sürecin ve çalışma hayatına katılmanda bu projeye katılmış olmanın etkilerini gördün mü?

Ben aslında oldukça depresif ve kendimi yük olarak gören biriydim. Üniversiteden mezun olduğumda iş bulamadığım için kendime olan güvenimi kaybetmiştim. Başarısız olma korkum vardı ve çalışma hayatından da çok korkuyordum. Ama projede gönüllü olduğum zaman etrafa ve topluma yük olmadığımı, benim de yapabileceğim bir şeyler olduğunu fark ettim. Gönüllü olmak bana hayatımı değiştirmek için ihtiyacım olan motivasyonu ve korkularımla yüzleşecek cesareti sağladı. Bu sayede döndükten birkaç ay sonra öğretmen olabildim.

 

Bu yazıyı okuyan ve bu tür projelere katılmak isteyen gençlere ne gibi tavsiyeler vermek istersin?

Yeniliklere açık olun ve değişimden korkmayın. Mutlaka yapmak istediğiniz faaliyetleri içeren bir projede gönüllü olun. Ama en önemlisi kendiniz olun, gerisi zaten bir şekilde gelecektir.

 

Programdan yararlanmak isteyen engelli gençlere ne gibi tavsiyeler vermek istersin?

Programdan yararlanmak isteyen birçok engelli genç yurt dışında gönüllü olduğumu öğrenince bana ulaştı. Onlardan en sık duyduğum soru “Hiç korkmadın mı?” oldu, çünkü fiziksel ve sosyal çevre gibi durumlardan ötürü zorluk içinde yaşamaya o kadar alışmışlar ki yurt dışında yaşamı imkansız olarak görüyorlardı. Ancak gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki program ülkelerinde engellilere daha uygun olabilecek çevre koşulları ve yasal düzenlemeler var. O yüzden hiç korkmadan projelere başvuruda bulunmalarını öneririm. Başvuruda ve mülakatta hem engel durumunu, hem de ihtiyaçlarını olabildiğince dürüst bir şekilde belirtirlerse ev sahibi kurum (gönüllü seçildikten sonraki aşamalarda) ilgili ülkedeki Ulusal Ajans’a başvurarak uygun koşulların ayarlanabilmesi için (konaklama, kişisel asistan desteği, vb) ek bütçe talebinde bulunabilir.

 

Avrupa Gönüllü Hizmeti senin için ne demek?

Benim için AGH, daha mutlu bir hayata attığım cesur bir adım demek diyebilirim.

 

Peki son olarak bize hayatında sana ilham veren bir sözü paylaşır mısın?

“Yapmak istediklerinize korkularınız değil, heyecan ve cesaretiniz karar versin”. Hayatımda önemli kararlar vermem gerektiğinde hep bunu düşünerek hareket etmeye çalışırım. Çünkü korkuya bağlı olarak aldığım kararlar beni çok pişman etti ve bundan sonra aynı hatayı yapmak istemiyorum. Burada kendimi ifade edebilmemi ve deneyimlerimi anlatmamı sağladığın için çok teşekkür ederim!

Written By

notasupergirl

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir