Kerem Köse ile Avrupa Gönüllü Hizmeti Röportajı [Senin Yurt Dışı Hikayen]

Merhaba arkadaşlar, Yurt dışı hikayelerinizi anlatma fırsatı bulduğunuz ‘’Senin Yurt dışı Hikayen’’ isimli yazı serimize tekrar hoş geldiniz. Senin Yurt dışı Hikayen serimizde ki bir diğer konuğum, üniversite hayatı boyunca birçok gönüllü çalışmaya katılmış ve 1,5 yıl boyunca AISEC’de gönüllülük yapmış olan Kerem. Kendisi Avrupa Gönüllü Hizmeti (AGH) yeni adıyla Avrupa Dayanışma Programı’na (ADP) katılmasında, proje öncesinde yaptığı çalışmaların ve gönüllü faaliyetlerin katkısına inanan, gezmeyi, yeni yerler keşfetmeyi oldukça seven gönüllülerden biri. 9 ay süre ile başladığı Macaristan’daki projesini yarı dönemden sonra 12 aya uzattı ve şu anda projesindeki 10. ayında.

Öncelikle kendisine bizlere bu fırsatı tanıdığı ve deneyimlerini bizlerle paylaştığı için çok teşekkür ederim.

Bu yazıyı okurken AGH/ESC programı, programın sağladığı fırsatlar ve nasıl başvurulacağı hakkında detaylı bilgi edinmek isterseniz sizler için hazırladığımız Avrupa Gönüllü Hizmeti’ne nasıl başvurulur?, AGH’nin size sunduğu fırsatlar nelerdir?, 10 Adımda Motivasyon mektubu nasıl yazılır ve 13 adımda Europass CV hazırlama teknikleri konularında ki yazılarımı da okumanızı tavsiye ederim.

Ayrıca ücretsiz olarak instagram hesabımdan, facebook hesabımdan veya mektup@iamnotasupergirl.com üzerinden program başvurularında sizlere yardımcı olmak için oluşturduğum danışmanlık hizmetinden faydalanabilirsiniz.

Kerem AGH tecrübesini oldukça net bir şekilde tüm katkıları, artıları ve eksileri ile ele aldı ve büyük bir açıklıkla ne gibi adımlar atarsanız nasıl sonuçlarla karşılaşabileceğinizden bahsetti. Verdiği cevaplarla beni de gönüllülük yaptığım zamanlara götüren bir röportaj olduğunu itiraf etmeliyim. Projesi sırasında birçok isteğini gerçekleştirme fırsatı bulan ve belki de iş hayatına Budapeşte’de başlayacak olan Kerem’e sizlerin de sormak istediğiniz başka sorular varsa, yorum kısmına yazabilirsiniz.

Ben bu röportajı hazırlarken kendi anılarıma gittim, dilerim sizleri de okurken güzel yerlere götürür.

Buyrun başlayalım.

Selam Kerem, hoş geldin. Seni tanımayanlar için bizlere biraz kendinden bahsedebilir misin?

Selam, Adım Kerem soyadım Köse, 24 yaşındayım. Aslen Balıkesirliyim, ilk – ortaokul ve Liseyi orada okudum daha sonra Üniversite eğitimim için İstanbul’a taşındım. Yeditepe Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünü 2019 yılında bitirdim. Üniversite hayatım boyunca gönüllük aktiviteleri ile ilgilendim, öğrenci kulüplerinde ve büyük gençlik organizasyonlarında görevler aldım. Çocukluğumdan beri meraklı bir tiptim yerimde duramaz sürekli yeni bir şeylerin peşinde koşardım. Spontane gezi planları yapıp uygulamayı, yeni yerler keşfetmeyi bu yüzden çok fazla seviyorum.

Avrupa Gönüllü Hizmeti Programı yeni adı ile Avrupa Dayanışma Programı’ndan nasıl bilgin oldu ve bu programa katılma fikrin nasıl ortaya çıktı?

Bu aslında biraz uzun bir hikaye, AGH projelerinden üniversite 2. Sınıfta haberim oldu. Bir arkadaşım Göztepe parkında üstün körü bahsetmişti ve olanaklarından biraz konuşmuştuk. Uçak biletlerinin karşılanması , cep harçlığı vb maddi konularda çok kolay olduğunu her türlü masrafın karşılandığını söylemişti. O öyle dediğinde , tamam o zaman muhtemelen harika notlar , mükemmel İngilizce ya da iyi bir özgeçmiş istediklerini düşünüp direk fikri aklımdan uzaklaştırmıştım. O zamanlar etrafımda giden kimse de olmadığı ve şimdiki gibi bilinirliği olmadığı için çok fazla üstünde durmamıştım. Üniversite son sınıfta başka bir arkadaşım kendi tecrübelerini anlattı ve aslında gitmek için gereken kriterlerin kafamdaki kadar zor olmadığını anlayıp onun da desteği ile proje araştırmalarına başladım. Şu an Macaristan’dayıım.

AGH’ye seçildikten sonra başvuru ve vize süreci nasıldı, bu süreçte herhangi bir zorluk ile karşılaştın mı?

Seçildikten sonra bir gönderici kuruluş bulmam gerekti ki bu konuda en bilinen kurum Pi Gençlik derneği Türkiye’de. Onlara mail yolu ile ulaştım ve işlemlere çok hızlı bir şekilde başladık. Vize belgelerimin toplanması, başvurunun nasıl yapılacağı gibi her konuda onlar ve ev sahibi kurumum POLIP gençlik derneği yardımcı oldu. Ben çok fazla zorlukla karşılaşmadım, 1 senelik bir proje olduğu için D tipi Ulusal vizeye başvurmam gerekiyordu fakat arkanız da Avrupa Birliği fonlu bir proje davetiye olunca vize işlemleri gerçekten kolay oluyor, ret alma gibi bir kaygım yoktu çünkü çok büyük bir eksik olmadığı sürece vizenizi proje süreniz boyunca onayladıklarını biliyordum. Belgelerim tamam bir şekilde aracı kurum (AS VİSA) (zorunlu) ile başvurumu yaptım 26 gün sonra vizem onaylanmıştı. Vize için toplam 85 Euro ödedim. Bu ücret ev sahibi kurumum tarafından Macaristan’a vardığım hafta tarafıma ödendi.

AGH öncesinde ne gibi beklentilerin vardı ve bu program beklentilerini karşıladı mı?

Açıkçası beklentilerim biraz fazla idi. Projem Almanca eğitim veren bir anaokulunda gönüllük üzerine bu sebepten çok fazla Almanca konuşma bekledim fakat öğretmenler dahil çoğu kişi Almanca konusunda baya eksikti. Almanca geliştirme isteğim biraz yarıda kaldı diyebilirim. Genel anlamda is tam olarak beklentilerim karşılandı diyebilirim. Uluslararası bir ortam, kültürel çeşitlilik gibi beklentilerim tamamıyla karşılandı diyebilirim. İngilizcemi geliştirmeyi çok istiyordum, edindiğim arkadaşlıklar sayesinde de bu isteğimi gerçekleştirebildim.

Bize biraz projenden bahseder misin? Macaristan’da hangi şehirde yaşıyorsun? Oradaki yaşam koşulların nasıl?

Macaristan’ın güneyinde Szekszard adlı bir şehirde kalıyorum, projemin olduğu anaokulu şehre otobüs ile 15 dk. mesafede küçük bir köy anaokulu. Yaklaşık 35 öğrencimiz var. İki sınıfımız var, bu iki sınıfta çocukların yaşlarına bakılmaksızın karışık olarak eğitim veriliyor. Genel olarak hem şehrimden hem de anaokulumdan memnunum. Şehirdeki insanlar, anaokulundaki çalışanlar çok yardımsever ve bir yabancıya genel olarak sıcak yaklaşıyorlar. Bazen sizden çekindiklerini hissedebiliyorsunuz ki bence bu gayet normal çünkü projeler dışında bu taraflara çok fazla yabancı insanların yolu düşmüyor. Turizm para kazanılan bir alan değil yani. Genel olarak yaşam koşulları rahat, küçük bir şehir olduğu için temel harcamalar dışında ekstra bir masrafım çok olmadı (gezmeler dışında). İnsanların yaşam standartları ortalama seviyede, çok iyi geliri olan olduğu gibi düşük gelirle hayatlarını idame ettiren insanlarda var ama genel olarak ortalama bir yaşam bandında hayat devam ediyor. Bana esnaf biraz rahat gibi geliyor çünkü dükkanlar erken kapanıyor ve insanlar kendilerine daha fazla zaman ayırmayı tercih ediyor. Hemen hemen herkesin evcil bir hayvanı var özellikle anaokulumun olduğu bölgede her evde 1-2 köpek görmek çok sıradan. Bu da insanların yaşam koşullarının biraz iyi olduğuna işaret diye düşünüyorum.

Bildiğim kadarıyla daha önce de birçok gönüllü faaliyette bulundun. Bize biraz gönüllülük tecrübelerinden bahseder misin? Sence daha önce gönüllülüğü deneyimlemiş olmak AGH programına katılanlar için bir avantaj sağlıyor mu?

Gönüllük kavramı ile ilk olarak üniversitenin hazırlık yazında AIESEC aracılığı ile tanıştım. Dünya çapında büyük bir gençlik organizasyonu olan bu kurum tamamen öğrencilerden oluşuyor ve gönüllük projeleri yazıp dünyaya faydalı aktivelerde bulunmaya çalışıyor. AIESEC İstanbul Asya şubesinde çeşitli pozisyonlar da 1,5 yıl süren bir deneyimim oldu daha sonra Yeditepe Eğitim Araştırmaları kulübünde üyelik, proje koordinatörlüğü ve Başkan Yardımcılığı görevleri yaptım. Birden fazla proje, konferans ve organizasyonun hem yazım hem de uygulama aşamalarında görevler aldım. AGH programından önce yaptığım bu çalışmalar tabi ki avantaj olarak yanımda oldu çünkü AGH gönüllük kavramını içselleştirmiş kişiler için bir Peak noktası durumunda benim için ve önceki tecrübelerim bu deneyimime olumlu olarak yansıdı. Örnek olarak AIESEC’ de edindiğim uluslararası arkadaşlıklar buradaki ortama adapte olma süremi çok kısalttı. Öğrenci kulübümde yönettiğim Eğitim Dediğin Sanatla Olur projesi çocuklara iletişim becerilerimi geliştirdi ve AGH projesinin kabul alma noktasında önemli bir artı olarak destek verdi demek yanlış olmaz.

Proje konusu ve ülke/şehir seçimi sence önemli mi? Programa katılmak isteyenlere başvurularında bunlara dikkat etmelerini önerir misin?

Bu tamamen AGH programından ne beklediğiniz ve ilgi alanlarınız ile alakalı olduğunu düşünüyorum şahsen. Eğer çok gezmeyi, farklı ülkelerde bulunmayı amaçlıyorsanız buna uygun proje içerikleri ve şehirleri aramalısınız Avrupa içi ulaşım kolay olsa da bazı şehirlerin jeopolitik konumu bu fikre daha elverişli oluyor Budapeşte, Viyana, Prag gibi orta Avrupa başkentlerinden hemen hemen her yere çok ucuza seyahat edebilirsiniz. AGH da çalışma süreniz ne çok fazla ne çok az olduğu için zamanınızın çoğu projede geçecek bu sebeple sadece şehir /ülke odaklı seçim yapmak kötü bir proje dönemi yaşamanıza sebep olacaktır. Benim naçizane tavsiyem önce proje içeriğinin belirlenmesi yönünde olacaktır, aynı içerikte projeyi birden farklı ülkede bulabileceğiniz için ikinci filtrenizin ülke olması biraz daha mantıklı geliyor bana.

AGH yapmayı düşünenlere bu programı tavsiye eder misin? Program sana ne gibi olanaklar sundu?

Ben kendi AGH tecrübeme dayanarak kesinlikle bu programı tavsiye ediyorum. Dürüst ve basit bir şekilde söylemek gerekirse AGH projesi size para ve zaman veriyor karşılığında kendinizi ve gittiğiniz yeri elinizden geldiği kadar geliştirmenizi bekliyor. Her türlü eğitim ve desteği de ben proje dönemim boyunca hem koordinatörümden hem Macar Ulusal ajansından gördüm. Farklı farklı alanlarda eğitimler, yerel dil desteği gibi olanaklardan yararlanabiliyorsunuz sonrası sadece sizin gelişim motivasyonunuza kalmış eğer gerçekten bir şeyler değiştirmek ve başarmak istiyorsanız engellerle değil desteklerle ile yanınızda olan insanlar genel olarak etrafınızda olacaktır.

Şimdi ise sana bu programlara katılmak isteyen birçok kişinin aklındaki sorulardan bir tanesini sormak istiyorum. AGH süresince program kapsamında gönüllülere ödenen cep harçlığı ve yemek ücreti orada hayatını idame ettirmene yetiyor muydu?

Benimde gelmeden önce en çok merak ettiklerim arasında maddi durum vardı. Kişiden kişiye değişir klişe cevabına ek olarak şunları söyleyebilirim. Cep harçlıkları her ülkenin ekonomik durumu göz önüne alınarak belirlendiği için temel ihtiyaçlarınız için kesinlikle yeterli olur. Bir çok masrafınız zaten otomatik ödenmiş oluyor; konaklamanız, aylık iş için harcadığınız ulaşım masrafı , faturalar gibi temel harcamalarınız olmayacak. Sözleşmenizde de nelerin karşılanacağı açık ve net şekilde yazar zaten. Benim ay ay değişti harcamalarım, bir ay sadece para biriktirip ikinci ay çok harcayıp gezdiğim oldu, 1 ay kıyafet alışveriş ihtiyacımı giderip sonra düşük bütçe ile gezdiğim de oldu. Küçük şehirde proje yapmamın artılarından biriydi bu durum, tabi ki   para biriktirmek Szekszard’da Budapeste’ye göre çok çok daha kolay oluyor.  Ayrıca projenizde öğle yemekleri genellikle karşılanır. Benim gibi güzel bir ortama düşerseniz öğlen yemeklerinden kalanı toplayıp akşam yemeği için eve götürüp tasarruf edebilirsiniz. Yani sonuç olarak ‘’evet’’ cep harçlığı hayatınızı idame ettirmek için yeterli bir miktar.

Projen boyunca ev sahibi kuruluş ve gönderici kuruluşun sana ne gibi destekleri oldu?

Proje ülkenize vardıktan sonra ev sahibi kurumunuz bir nevi oradaki aileniz oluyor ve her türlü işleminiz de yardımcı olmaya çalışıyorlar, Macaristan’a girişte size 20 günlük vize veriyorlar ve bu vize ile oturum kartınızı alıyorsunuz bu süreçte koordinatörüm hem formal işler hem dil desteği için yanımdaydı, ulusal ajansla aranızdaki köprü oluyor ve bilgilendirmeler de bulunuyor bu yüzden ev sahibi kurumun kaliteli çalışması projenize çok fazla değer katacak ve motivasyonunuz yükseltecektir. Gönderici kuruluşunuz ise herhangi bir problem yaşadığınız da evinizden destek olmak için yanınızda oluyor, ben çok fazla ev sahibi kuruluş ile irtibatta olmadım fakat aylık olarak onları da bilgilendirmeniz ve projenizin gidişatı ile bilgi vermeniz gerekiyor bu da kaliteli deneyim açısından önemli bir nokta.

Peki seni projen boyunca en çok mutlu eden şey neydi? Bizimle bir anını paylaşır mısın?

Bence bir AGH gönüllüsünün en güzel dönemleri ulusal eğitimler oluyor. Çok fazla kalabalık olmayan bu eğitimler sizi proje ülkenizde gönüllük yapan diğer milletten gönüllüler ile tanıştırıyor. Çok güzel arkadaşlıklar kurabildiğiniz bu eğitimler çokta eğlenceli oluyor. En çok eğlendiğim gün varış eğitimimin 3. Günüydü sanırım. Küçük gruplarda şehir görevleri oyunu oynamıştık. 6 farklı milletten gönüllüler farklı bir başkentte yol, iz bilmeden bize verilen görevleri yarım günde tamamlaya çalıştık gün sonu ortak bir yerde buluşup Macar ulusal dansı öğrenmiştik. Muazzam bir gündü benim için, çok yorulduğumuz aynı zamanda çokta eğlendiğimiz bir gün geçirmiştik hep beraber. Şehrin göbeğinde yaptığımız koşu yarışı bize meraklı gözlerle bakan Budapeşte halkı içinde eğlenceliydi diye düşünüyorum.

Bu projeye katılmış olmanın ya da proje sonunda alacağın Youthpass sertifikasının sana iş arayışında, öğrenim hayatında veya çalışma hayatında bir katkı sağladığını ya da sağlayacağını düşünüyor musun?

Henüz Youthpass sürecim başlamadı, bu süreç projenizin son ayında başlıyor genelde fakat Avrupa sınırları içerisinde bilinirliği olan güçlü bir sertifika olduğunu biliyorum CV’nizde bulunması yurtdışında çalışmak isteyenler için önemli bir artı olacaktır kesinlikle. Başlı başına proje süreciniz ve gönüllük deneyiminiz de iş arama sürecinde önemli bir artı olacaktır. Bu gönüllük projesi sayesinde Budapeşte’de birçok iş başvurum ilk aşamayı geçti ve bire bir görüşmelere çağrıldım. Görüşmelerde de işverenler proje içeriğimden etkilendiklerini birçok kez vurguladılar.

Covid19 sebebiyle bu tür projelerde olan birçok gönüllü ülkesine geri dönmeyi tercih etti. Covid19 süreci senin için nasıl geçiyor ya da oradaki yaşamına etkileri neler? Sen de ülkene dönmeyi düşündün mü?

Ben dönmeyi hiç düşünmedim, çok kolay bir süreç olamadı tabi ki ama virüs varsa her yerde ve her şekilde zarar verebilir diye düşündüm ayrıca almam gereken yol biraz korkutucu gözüktü, otobüsle ile Havaalanına ulaşmak orada bulunmak uçuş ve sonrası süreç virüse yakalanma riskimi neredeyse %100 yapacaktı bu sebeple kalmayı tercih ettim. Okulum kapalı olduğu sürece online olarak verebildiğim desteği verdim ve 26 Mayıs doğum günümde tekrar okula dönme fırsatı buldum. Riskli bir karardı fakat risk yönetim tecrübesi açısından önemli şeyler öğrendim. Başka bir ülkede küresel kriz halinde ailenizden uzak olmak kolay bir durum değil ama en kötüsünü deneyimlemekte bu programın eğitici yanlarından biri kesinlikle. Çok sevdiğim şehir olan Budapeşte’de iş arayış süreçlerime yoğunlaştım ve bu özveri bir kazanım olarak döndü diye düşünüyorum. Koordinatörüm ve benimle birlikte kalan gönüllü arkadaşımın desteği sayesinde 2 ay bir şehir karantinası atlattık. Biraz da optimist olmak gerekirse 8 aydır yaşadığım bu şirin kasabanın hiç görülmemiş yerlerini keşfetme fırsatı bulduğum için aldığım karardan mutluluk duyuyorum.

Bu yazıyı okuyan ve bu tür projelere katılmak isteyen gençlere ne gibi tavsiyeler vermek istersin?

AGH size çok güzel fırsatlar sunacak bu fırsatları iyi değerlendirerek hedeflediğiniz yerlere gelmek için özveriden kaçınmamalısınız, motivasyon kaynağınız sağlam motivasyonunuz da en zor durumda bile devam edebilecek kadar yüksek olmalı. Bu projelerde ne İngilizcenizi, ne de konu ile ilgili özgeçmişinizi çok fazla önemserler en önemli nokta verilen işi yapabilecek kadar motivasyonunuz var mı? Olur. Yaptığım iş görüşmelerinde de durumun böyle olduğunu gördüm karşınızdakine isteğinizi yansıttığınız zaman size kesinlikle şans vereceklerdir. Motivasyon mektubunuza yoğunlaşın. Bu tavsiyeleri edindiğim deneyimler sonucu rahatlıkla söyleyebilirim.

Peki konuşmanın sonuna geldiğimizde bizimle hayatında sana ilham veren bir sözü paylaşır mısın?

Bu soru birden çok fazla yerde karşıma çıktı çok düşündüm düşündüm böyle afili bir söz, tanınmış birinin sözünü nedense benimseyemedim. Ama hayatımda çok başarılı olarak gördüğüm biri var ki; Annem her zaman Kerem ‘’BAKA BAKA UZAR, YAPA YAPA BİTER’’  derdi. Çok kızardım bu söylemine ama şimdi anlıyorum ki bana demeye çalıştığı sen bir adım at bakalım gerisi gelecek oturduğun yerden işler tamamlanmaz. Şimdi ne zaman çekinsem, zor gelse, yapmak istemesem bu sözü hatırlayıp bir yerden başlama gayretinde olurum.

Written By

notasupergirl

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir