Seda Erat ile Avrupa Gönüllü Hizmeti Röportajı [Senin Yurt Dışı Hikayen]

Merhabalar arkadaşlar, daha önceki yazımda sizlere yurt dışı hikayelerinizi anlatma fırsatı bulacağınız bir yazı serisi hazırlamak istediğimden bahsetmiş ve bu serinin ilk yazısını sizlerle paylaşmıştım. Bu seriyi hem gitmeden önce o deneyimi okumak, insanların nasıl deneyimler kazandığından haberdar olmak isteyenler, hem de kendi deneyimini başkasında gözlemlemek, aynı fırsatlar ile onların neler yaptıklarını öğrenmek isteyenler için hazırladım. Erasmus öğrenim hareketliliği tecrübelerini bizlere aktaran Derya ile yaptığımız ilk röportajı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Senin Yurt Dışı Hikayen serimizdeki ikinci konuğum, hem kısa hem uzun dönem Avrupa Gönüllü Hizmeti (AGH) yeni adıyla ESC yapma fırsatı yakalayan, yurt dışından ailesini ziyaret amaçlı Türkiye’ye dönüp Covid19 ile karşılaşan ve projesine geri dönüş yapamayan Seda. Bizlere tecrübelerinden bahsederek bu tür programlara katılmak isteyen arkadaşların ufkunu açacak bilgiler ve işe yarayacağını düşündüğüm tavsiyelerde bulunacak.

Öncelikle kendisine bizlere bu fırsatı tanıdığı ve deneyimlerini bizlerle paylaştığı için çok teşekkür ederim.

Bu arada bu yazıyı okurken AGH/ESC programı, programın sağladığı fırsatlar ve nasıl başvurulacağı hakkında detaylı bilgi edinmek isterseniz sizler için hazırladığımız Avrupa Gönüllü Hizmeti’ne nasıl başvurulur? , AGH’nin size sunduğu fırsatlar nelerdir? , 10 Adımda Motivasyon mektubu nasıl yazılır  ve 13 adımda Europass CV hazırlama teknikleri konularında ki yazılarımı da okumanızı tavsiye ederim.

Ayrıca ücretsiz olarak instagram hesabımdan, facebook hesabımdan veya mektup@iamnotasupergirl.com üzerinden program başvurularında sizlere yardımcı olmak için oluşturduğum danışmanlık hizmetinden faydalanabilirsiniz.

Biz röportajı bitirdikten sonra çıktıları okurken, aslında değinilmesi gereken ne çok konu olduğunu fark ettik ve bu programlara katılmak isteyenler için okunması gereken bir röportaj olduğuna inanıyoruz. Sizlerin tecrübelerini aktaran arkadaşlarımıza sormak istediğiniz başka sorular varsa, sorularınızı yorum kısmına yazabilirsiniz.

Umarım sizler de okurken keyif alırsınız.

Hadi başlayalım.

 

Selam Seda, hoş geldin. Seni tanımayanlar için bizlere biraz kendinden bahsedebilir misin?

Merhabalar, tabi ki. Ben Seda Erat. 24 yaşındayım, Orduluyum. Trakya Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği lisans bölümünden mezunum ve İngilizce Öğretmeniyim. Aynı zamanda şu an Ankara Üniversitesi Dilbilim bölümünde öğrenciliğime de devam etmekteyim.

 

Avrupa Gönüllü Hizmeti Programı’ndan nasıl bilgin oldu ve bu programa katılma fikrin nasıl ortaya çıktı?

AGH’den önce, Erasmus+ Programından nasıl bilgim olduğuna değinmek istiyorum çünkü benim için başlangıç noktası bu oldu. Üniversiteye başladığım ilk sene zorunlu hazırlık yılı idi, burada Speaking hocamız bizlere Erasmus+ Youth Exchange projelerinin neler olduğundan bahsetmişti, hala hatırlarım o dersi, ve ben Erasmus+ Programını 2014 yılında bu hocam sayesinde öğrendim, iyi ki de öğrendim diyorum. Öğrenmemin hemen ardından, Edirne’de faaliyet gösteren Edirne Doğa Sporları Kulübü Derneği’nde proje takımına katıldım ve bizler projeler yazmaya başladık, tabi başta konsepti bilmediğimiz için çok zorlanmıştık fakat zamanla alışmıştık. 1 yıl sonra ise Derneğin Berlin’de ortak olduğu bir kuruluşun projesinin geçtiği bilgisini aldık ve ben 2015 yılında Berlin’de ilk Eğitim kursu projeme katılmış oldum. Tabi bu sayı şu an 10’dan fazla oldu  AGH Programına gelirsek, ilk bilgim üniversitemizde gerçekleşen bir kariyer etkinliği aracılığıyla olmuştu. İstanbul’da faaliyet gösteren TAV-Türkiye Avrupa Vakfı’ndan Hatice Hanım tarafından gerçekleştirilen bu etkinlikte, ben detaylı olarak AGH hakkında bilgiye sahip oldum. Tabi daha sonra bu kuruluşu yakından takibe aldım ve aslında onların projelerinden birinde yer aldım. 2017 yılı yazında Hırvatistan’da kısa dönem AGH ile aslında programı daha da yakından tanıma şansına sahip oldum. Haziran- Temmuz arasında Zagreb’e 1 saat uzaktaki bir köyde 2 ay boyunca gönüllü çalışmalarda bulundum. Bildiğiniz gibi, kısa dönem gönüllülük yapanlar ayrıca uzun dönem gönüllülük yapma şansına da sahip. Ben Hırvatistan’da gönüllülük yaparken zaten kararımı vermiştim, üniversiteyi bitirdikten sonra bir de uzun dönem gönüllülük yapacaktım. Yani demem o ki, katılma fikrim 3 yıl öncesine dayanıyor .

 

AGH’ye seçildikten sonra başvuru ve vize süreci nasıldı, bu süreçte herhangi bir zorluk ile karşılaştın mı?

Şöyle ki, süreciniz tamamen gönderici ve alıcı kuruluşunuza bağlı. Eğer hızlı çalışan ve vize belgelerini, sözleşmenizi hızlı bir şekilde gönderen kuruluşlarla çalışıyorsanız, gerçekten çok şanslısınız demektir. Kurumların çalışma prensiplerine sahip olup olmamaları aslında başvuru sürecindeki başlıca etkenlerden biri. Ben çok şanslı olduğumu söyleyemeyeceğim. Çünkü alıcı kurumumdan geç ve eksik gelen belgeler,  vize başvurusu için bir türlü alınamayan randevu, başvuru sonrası beklenen vize gibi etmenler de işin içine girdiğinden projeme 1 ay geç gitmek zorunda kaldım. Yani diyecek olursam, ne kadar erken başlarsanız, vizenizi o kadar hızlı alırsınız.

 

AGH öncesinde ne gibi beklentilerin vardı ve bu program beklentilerini karşıladı mı?

Fazlasıyla. Çünkü öncesinde yaptığım kısa dönem AGH projesi şu an ki projemin ön izlenimiydi. Aslında projenizde beklentilerinizi karşılayan şeylerden en önemlisi projede ne iş yapacağınızdır. Eğer düzenli bir göreviniz, çalışma yeriniz ve sorumluluklarınız varsa, proje sonunda gerçekten çok yararlı öğrenme çıktıları elde edebilirsiniz. Organizasyonumuz Szekszard merkezli fakat çalışma yerim şehirden 15 km uzaklıkta Tolna adındaki bir yerleşim yerinde yer alan Zöldkert Ovoda. Kurum devlete bağlı bir anaokulu. Okulda yaklaşık 40 çocuğumuz ve 2 sınıfımız mevcut. Sınıflarda yaş ayrımı yok ve karma eğitim sürdürülmekte. Çünkü küçük yaştaki çocukları adapte etmek ve gelişimlerini hızlandırmak için büyük yaş grubu çocuklarımızın etkisi büyük. Küçükler büyüklerden görüyor ve öğreniyor. Anaokulunda eğitim dili Almanca fakat seviye itibarıyla başlangıç düzeyinde Macarca öğrenmek şart. Aksi takdirde, iletişime geçemiyorsunuz.

 

Macarca öğrenmek şart demişken projen boyunca Macarca konusunda sana bir dil desteği sağlandı mı?

Evet, dil desteği konusunda karşınıza iki seçenek çıkıyor; 1- Erasmus+ programı tarafından size sağlanan OLS adındaki Online Dil Desteği, koordinatörünüz, sizin adınıza hangi dil öğreneceğinizi belirliyor (Macaristan’da Macarca, Almanya’da Almanca gibi) ve siz de Online dil eğitimi almaya başlıyorsunuz. 2- Yüz yüze dil eğitimi. Zorunlu olmamakla beraber koordinatörünüz isteğine bağlı. Çünkü sizler için Macarca öğreten bir öğretmen bulması gerekiyor, ki kolay olmamakla birlikte herkesin harcı da değil. Biz şanslıydık çünkü mentorumuz iyi derecede İngilizcesi olan bir Macarca öğretmeniydi. Derslerimiz ise, her hafta belli gün ve saatte buluşup kurs kitapları aracılığıyla Macarcayı pratik yapma üzerineydi. Çok zor bir dil olmasına rağmen, şu an çocuklarla konuşup, anlaşabilecek düzeyde Macarca konuşuyor ve anlıyorum.

 

Bize biraz projenden bahseder misin? Macaristan’da hangi şehirde yaşadın? Oradaki yaşam koşulların nasıldı?

Aslında yukarıda bahsettim. Fakat tekrar etmekte yarar var. Yaşadığım yer Budapeşte’ye 1.5 saat uzaklıkta Szekszard adında bir şehir. Yakınında benim de çok sevdiğim Pecs şehri bulunmakta. Şehirde üniversite var ve ben de üniversitenin bu yurdunda kalmaktayım. Kendime ait bir odam mevcut. Szekszard küçük ama huzurlu bir şehir. Büyük şehirlerin aksine ses kirliliğinin olmadığı, hayatınızı rahatlıkla sürdüreceğiniz, kışın sessiz ve sakin, yazın ise tam tersine capcanlı bir şehir.

Proje konusu ve ülke/şehir seçimi sence önemli mi? Programa katılmak isteyenlere başvurularında bunlara dikkat etmelerini önerir misin?

Evet, bahsedilen iki konu da aslında çok önemli. Projemi gerçekleştirmek istediğim ülkeler İspanya ve Almanya idi. Fakat başvurduğum dönemde İspanya’da gerçekleşecek çok az proje ilana çıkmıştı ve ben de vakit kaybetmeden bir an önce başlamak istiyordum. Bir yandan da Almancamı geliştirmek için Almanya vardı aklımda fakat başvurduğum projelerden geri dönüş yapan çok az kuruluş vardı. Yine proje arayışındayken, Macaristan’daki bu projeyi gördüm. Ne yalan söyleyeyim aklımda hiç yoktu Macaristan fakat proje alanıma en uygun projeydi: Anaokulu ve Almanca eğitim veren bir kurum. Bir eğitimcinin çocuklardan ve okuldan uzak kalması düşünülemez olsa gerek. Ve alanımla da ilgili bana fayda sağlayacağını düşündüğüm için başvuru yaptım. Şu an 6 ayı geride bıraktım. Programa katılacak kişilere şu öneride bulunabilirim. Hangi dili öğrenmek veya geliştirmek istiyorsunuz? İspanyolca mı? O zaman İspanyadaki projelerin peşine düşeceksiniz. Uzman olduğunuz veya çalıştığınız alanlar neler? Ben fotoğraf çekmede mi ustayım diyorsunuz, o halde fotoğrafçılıkla ilgili projeler bulmaya çalışacaksınız. Ve son olarak şunu söyleyebilirim ki, eğer yapacağınız işi severseniz, çok az bilgiye de sahip olsanız, o açığı çok kolay kapatabiliyorsunuz.

 

AGH yapmayı düşünenlere bu programı tavsiye eder misin? Program sana ne gibi olanaklar sundu?

Mutlaka yapmalarını tavsiye ederim. Herkesin bucket listesinde yer alması gereken bir madde bence Erasmus programı. İçeriği ne olursa olsun; Gençlik değişimi, Eğitim kursu, AGH, Staj… Ben Türkiye’de kalıp işe girme şansını geri çevirerek bu proje için Macaristan’a geldim. İyi ki diyorum kalmayıp gelmişim, tabi koronavirüs olayların seyrini değiştirdi ama umudumu yitirmemeye çalışıyorum. Olanaklardan bahsedersek, Macaristan Avrupa Birliği ülkelerinden biri, yani diğer Avrupa ülkelerine kolaylıkla seyahat edebilirsiniz. Ben şu ana kadar 7 ülkeye seyahat ettim ve Macaristan içinde de çok güzel yerler gezdim. Macaristan’ın en büyük avantajlarından biri küçük bir ülke olması. Ülkenin başından sonuna gitmek 5-6 saat sürüyor. Kabul etmeliyim ki Macaristan çok güzel doğaya ve gezilecek yerlere sahip. Macaristan listenizde varsa eğer, gönül rahatlığıyla seçebilirsiniz.

 

Hem kısa hem uzun dönem AGH yapmış bir gönüllü olarak, bu programlara katılmayı düşünen arkadaşlara önce hangisine katılmalarını ya da bu tercihi yaparken neleri göz önünde bulundurmalarını tavsiye edersin? Sence önce kısa süreli bir projede gönüllülüğü deneyimlemiş olmanın avantajları var mı?

AGH, ESC programının adı altına girmeden durum şu şekildeydi; 2 aylık bir kısa AGH ve 10 aylık uzun bir AGH projesine katılabiliyordunuz, yani toplamda 12 ay kalabiliyordunuz. Fakat ESC programı olarak değiştikten sonra, kısa dönem gönüllülük yapıp yapmanıza bakılmaksızın, uzun dönem projenizde maksimum 12 ay kalabiliyorsunuz. Kısa dönem yaparsanız bu toplamda 14 ay etmiş oluyor. Karşılaştırma yapınca, tabi ki European Solidarity Corps (ESC) adı altına alınması daha iyi oldu diye düşünebiliriz.

Kısa dönem yapmanın pek çok avantajı var tabi ki. Gelecekte önünüze birçok fırsat çıkacağını sizlere temin edebilirim. Çünkü kısa dönem bir projeyle, bir yola adım atmış olursunuz. Tabi istikrarlı oluşunuz, araştırmalar yapmanız ve yenilikler aramanız sizin o yolda ilerlemenize yardımcı olur. Kendimden örnek verecek olursam, şu an olduğum yerde, karşıma birçok gelecek fırsatlarının çıktığını söylemek isterim. (Tabi koronavirüs sebebiyle dağılan hayatlar eski haline döndükten sonra) Yani demek istediğim, kapı kapıyı açıyor. Üniversiteye devam eden öğrenciler için okulların kapandığı yaz döneminde kısa dönem AGH yapmaları, üniversiteyi bitiren öğrenciler için ise, Gap year gibi düşünerek 1 yıllık projelere katılmalarının daha iyi olacağını düşünüyorum. Çünkü biliyoruz ki, yeni mezun öğrencilerin mezuniyetten sonra iş bulma süreçleri biraz sıkıntılı geçiyor. Ama hem kısa dönem hem de uzun dönem yapanlar ise, bu programın gerçek yararlanıcılarıdır.

Şimdi ise sana bu programlara katılmak isteyen birçok kişinin aklındaki sorulardan bir tanesini sormak istiyorum. AGH süresince program kapsamında gönüllülere ödenen cep harçlığı ve yemek ücreti orada hayatını idame ettirmene yetiyor muydu?

Evet, yetiyor. Ama bu tamamıyla sizin harcamalarınıza bağlı. Macaristan’ın pahalılık oranı az çok Türkiye’ye yakın. Hatta bazı konularda ucuz olduğunu bile söyleyebilirim. Ülke içi ulaşım örneğin çok ucuz. Öğrenci kartına sahipseniz, %50 indirimle seyahat edebiliyorsunuz. Fakat kalacak yer biraz pahalı, özellikle büyük şehirlerde. Yemeğe gelirsek, çalıştığım anaokulunda sabah kahvaltısı ve öğle yemeği gönüllülere sağlanıyordu. Anaokulunda çıkan yemekler de, yine Türk yemeklerine yakındı; çorbalar, pilav, makarna vs. Ama tabi ki Macarlara özgü, yerel yemekler de vardı. Yani size akşam yemeği ve ekstra harcamalarınız kalıyor. Şöyle ki, 7 farklı ülke ve Macaristan içinde farklı şehirlere seyahat ederek,  profesyonel bir makine ve telefon aldığımı söyleyeyim, siz anlayın

 

Projen boyunca ev sahibi kuruluş ve gönderici kuruluşun sana ne gibi destekleri oldu?

Aslında, aklınıza gelebilecek tüm teknik detaylardan bu iki kuruluşum sorumlu. Bana düşen görev, işi yapmak. Vize prosedürü, kalacak yer, sağlık sigortası, Macarca dil dersleri, proje sırasında gerçekleştirilen eğitimler, kalış yeri, yeme-içme vb. gibi tüm ihtiyaçlar kuruluşlarım tarafından sağlanıyor.

 

Covid19 sebebiyle bu tür projelerde olan birçok gönüllü ülkesine geri dönmeyi tercih etti. Bildiğim kadarıyla Covid19 önlemleri geri çekilene kadar senin projen de durduruldu. Sen de hastalık sebebi ile mi ülkeye dönüş yaptın?

Derler ya, kaza kurşununa gittim, benim içinde olduğum durumu açıklayacak en iyi söyleyiş bu olsa gerek. Macaristan’da üniversiteler ve tüm düzey okulların çalışması 12-13 Mart tarihlerinde durduruldu. Ben de bunun ardından koordinatörümle konuşup 1 haftalığına Türkiye’ye gelmeye karar verdim, birkaç görüşme yapıp geri dönecektim. Ve ardından tarihte yaşanmamış bir olay meydana geldi, ülkeler kapılarını diğer Avrupa birliği ve 3.dünya ülkeleri vatandaşlarına kapattı. Ben son uçuşlara yetişmeye çalıştıysam da başarısız oldum ve bu şekilde Türkiye’de, kendi ülkemde, mahsur kaldım. Tabi sonrasında koordinatörüm ülkeyi terk ettiğim ve geri dönüş yapamadığım için projemin durdurulacağını bildirdi. Bir çanta alarak yola çıktığım yolculuğumda, birçok değerli eşyamı geride bıraktım ve geldiğim günden itibaren aslında çok derin bir pişmanlık yaşıyorum. Konuyu bu şekilde özetleyebilirim.

 

Peki seni projen boyunca en çok mutlu eden şey neydi?

Macar Eğitim Sistemi, bir Finlandiya olmasa da orta seviyede değerlendirilebilecek düzeyde. Sanıyorum ki eğitimci gözüyle baktığım resimden, Macar eğitim sistemini yakından tanıma, öğrencileri gözlemleme ve tabi ki farklı ulusların çocuklarıyla çalışma fırsatı yakalamam olduğunu söyleyebilirim.

 

Bu süreç bittiğinde ve alınan önlemler kaldırıldığında projene geri dönmek istiyor musun? Bu sürecin nasıl işleyeceği konusunda bilgin var mı?

Evet, geri dönmek istiyorum, çünkü orada kurulu bir düzen bıraktım. Evet, var. Koordinatörümle bu konuyu detaylıca konuştuk. Macaristan’dan ayrıldığımda projemin 5 buçuk ayını geride bırakmıştım ve Eylül’de sonlanacaktı, yani 6 buçuk ayım kalmıştı. Şu an projem durduruldu ve yeniden başladığımda tekrar 6 buçuk ayım kalmış olacak, fakat sınırların ne zaman açılacağı burada önemli bir unsur, yani daha da az kalacak olabilirim, belki de hiç kalamadan sadece eşyalarımı alıp geri dönerim. Kim bilir, göreceğiz

 

Bu projeyi bitirdiğinde, projeye katılmış olmanın sana iş arayışında ve çalışma hayatında bir katkısı olacağını düşünüyor musun?

Kesinlikle. Aslında geçen yaz mezuniyetten sonra, edindiğim tecrübelerle başvurduğum iş başvurusundan olumlu cevap aldım fakat Macaristan’daki bu projeden de çoktan kabul almıştım. O yüzden iş fırsatını geri çevirdim. Fakat değinmek istediğim bir konu, aslında Macaristan’da mesleğimi gerçekleştireceğim ortamlarda bulunmam. Çalıştığım anaokulu dışında aslında birçok aktivitede de yer almaktayım. Her hafta İngilizce Konuşma Kulübü düzenliyor ve Tolna’da bulunan bir okulda İngilizce derslerine giriyoruz, aslında her yaş grubuyla çalışma fırsatı yakalıyoruz diyebilirim. Yani farklı ortamları görerek mesleğimi başka bakış açılarından görmeye çalışıyorum.

 

Avrupa gönüllü hizmeti senin için kısaca ne ifade ediyor?

Avrupa gönüllü hizmeti benim için, yaşayarak öğrenmek, farklı kültürleri deneyimlemek, farklı insanlarla tanışmak, fikirleri ve projeleri hayata geçirmek ve geleceğe yön vermek demek.

 

Bu yazıyı okuyan ve bu tür projelere katılmak isteyenlere ne gibi tavsiyeler vermek istersin?

Bahsedeceğim konu, proje bulmanın ve bir projeden kabul almanın zor bir süreç olduğu gerçeği. Ne kadar tecrübeli olsanız bile, bu tecrübelerin sizlere yetmeyeceği yerler de var. Örneğin, İtalya’da bir kurum projeleri için beni çok tecrübeli gördükleri için reddettiler. Böyle durumlar da başınıza gelebilir. Demek istediğim, bu uzun bir süreç ve her başvuruda kendinizi güncellemeniz, farklı yollar denemeniz gerektiğini unutmamanızı öneririm.

 

Peki konuşmanın sonuna geldiğimizde bizimle hayatında sana ilham veren bir sözü paylaşır mısın?

Sheryl Sandberg’in söylediği bir söz var: “What would you do if you weren’t afraid?” Yani diyor ki, “Korkmasaydın, neler yapardın?” Kendime bu soruyu arada bir sormaya çalışıyorum çünkü korkuları, endişeleri bir kenara bırakıp aklımda dolaşan fikirler üzerine çalışmama yardımcı oluyor. Çünkü bizi başarısızlığa götüren şeylerin başında korkularımız gelmez mi?

Written By

notasupergirl

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir